Kendine Alan Açmak, sorumluluklarından kaçmak ya da sevdiklerini geri plana atmak anlamına gelmez. Gün içinde yalnız kalabileceğin, dinlenebileceğin ve neye ihtiyacın olduğunu fark edebileceğin zamanı bilinçli biçimde ayırmaktır. Her şeye yetişmeye çalışırken kendi ihtiyaçlarını sürekli ertelemek yerine, hayatındaki görevleri daha dengeli bir düzene yerleştirebilirsin.
Önce “Yapmalıyım” listesini yeniden düşün
Birçok kadın gününü kendi isteklerinden önce başkalarının beklentilerine göre planlıyor. İş, ev, aile, çocuklar, partner, arkadaşlar ve sosyal sorumluluklar üst üste geldiğinde dinlenmek gereksiz bir lüks gibi görünebiliyor. Oysa yapılacak her iş aynı önemde değildir.
Günün sonunda kendine şu üç soruyu sor:
- Bugün mutlaka tamamlanması gereken işler hangileri?
- Yarına ya da başka bir güne bırakılabilecek görevler neler?
- Benim iyi oluşum için bugün ayırmam gereken en küçük zaman dilimi ne kadar?
Bu sorular, yapılacaklar listesini tamamen ortadan kaldırmaz; yalnızca listenin seni yönetmesini engeller. On dakikalık sessiz bir kahve molası, kısa bir yürüyüş veya telefonu kapatıp dinlenmek bile günün içinde kendine ait bir boşluk oluşturabilir.
Kişisel zaman ayırmak neden suçluluk yaratıyor?
Suçluluk duygusu çoğu zaman gerçekten yanlış bir şey yaptığını göstermez. Ailede, işte veya ilişkide herkesin ihtiyacını öncelemeye alıştıysan, kendini seçtiğin anlarda rahatsız hissetmen alışkanlıkla ilgili olabilir. “Ben dinlenirken başkaları iş yapıyor” ya da “Şimdi kendime zaman ayırırsam sorumsuz görünürüm” düşünceleri bu duyguyu güçlendirir.
Burada önemli ayrım şudur: Bir görevi paylaşmak, ertelemek veya yardım istemekle birini önemsememek aynı şey değildir. Kendine Alan Açmak, çevrendeki insanlara karşı sevgini azaltmaz. Aksine, sürekli tükenmişlik yaşamadan ilişkilerinin içinde kalmana yardımcı olur.
Kendini suçlu hissettiğinde düşünceni şu cümleyle değiştirmeyi deneyebilirsin: “Şu an herkesi memnun etmiyorum olabilir, fakat kendi ihtiyacımı da yok saymıyorum.” Bu, kusursuz bir denge kurmayı değil, kendi payını da hesaba katmayı hatırlatır.
Kendine Alan Açmak için günün içine gerçekçi bir kişisel alan yerleştir
Planına belirsiz bir “kendime zaman ayıracağım” notu eklemek çoğu zaman yeterli olmaz. Kişisel zamanı somutlaştırmak gerekir. Ne zaman, ne kadar süreyle ve ne yapacağını belirlediğinde bu zamanı koruman kolaylaşır.
- Ulaşılabilir bir süre seç: İlk aşamada her gün bir saat ayırmak yerine 15 veya 20 dakikayla başla.
- Amacını belirle: Dinlenmek, düşünmek, hareket etmek, okumak ya da yalnız kalmak isteyip istemediğine karar ver.
- Zamanı takvimine ekle: Başkalarının randevularını yazdığın gibi kendi molanı da planına dahil et.
- O süreyi tek bir işle doldur: Kişisel zamanını ev işlerini tamamlamak veya başkasının sorununu çözmek için kullanma.
- Her gün aynı olmak zorunda olmadığını kabul et: Yoğun bir günde beş dakikalık sessizlik de ihtiyacını karşılayan bir başlangıç olabilir.
Özellikle telefon bildirimleri ve sürekli ulaşılabilir olma beklentisi kişisel alanı kolayca bölebilir. Dinlenme süresinde bildirimleri kapatmak, mesajlara hemen dönmemek veya telefonu başka bir odada bırakmak, küçük ama etkili bir düzenleme olabilir. Mesajlaşmalarda kişisel zamanı korumak için kullanılan ifadeleri mesajlaşırken sınır koyma önerileri ile birlikte değerlendirebilirsin.
Çevrene kendini açıklarken savunmaya geçme
Kendine ayırdığın zamanı anlatırken uzun açıklamalar yapmak zorunda değilsin. Karşındaki kişiyi ikna etmeye çalıştıkça, kendi ihtiyacını savunulması gereken bir talep gibi görmeye başlayabilirsin. Kısa, açık ve suçlayıcı olmayan cümleler daha sağlıklı bir iletişim kurar.
- “Bu akşam bir saat dinlenmeye ihtiyacım var, sonra konuşabiliriz.”
- “Bugün bu işi tamamlayamayacağım; yarın ilgilenebilirim.”
- “Şu an seni dinleyecek enerjim yok, uygun olduğumda sana döneceğim.”
- “Bu hafta kendime ayırdığım zamanı iptal etmek istemiyorum.”
Bu cümleler karşı tarafı suçlamaz; senin durumunu bildirir. Herkesin ilk anda memnun olması da gerekmez. Yakın ilişkilerde karşılıklı anlayış önemlidir, ancak anlayış yalnızca senin sürekli uyum sağlamanla oluşmaz.
Denge kurmak, her gün eşit paylaşım yapmak değildir
Hayatın her döneminde aynı miktarda boş zaman bulamayabilirsin. Yoğun iş haftaları, çocukların ihtiyaçları, ailevi sorumluluklar veya beklenmedik durumlar planını değiştirebilir. Denge, her gün her alana aynı enerjiyi vermek değil; uzun vadede kendi ihtiyaçlarını tamamen silmemektir.
Bir hafta boyunca kendini fazlasıyla ihmal ettiysen, bunu telafi etmek için kusursuz bir program hazırlaman gerekmez. Önce tek bir alan seç: uyku, beslenme, hareket, sosyal ilişki veya yalnız kalma ihtiyacı. O alanda küçük bir düzenleme yap ve sürdürülebilir olup olmadığına bak.
Örneğin evdeki tüm işleri tek başına üstlenmek yerine görev paylaşımı isteyebilir, hafta sonunun bir bölümünü plansız bırakabilir veya her davete katılmak yerine gerçekten görüşmek istediğin kişileri seçebilirsin. Kendine Alan Açmak bazen yeni bir etkinlik eklemekten çok, sana ait olmayan bir yükü bırakmaktır.
Kendine ayırdığın zamanı koruyamadığında ne yapmalısın?
Planladığın molanın bozulması, bu yöntemin işe yaramadığı anlamına gelmez. Önce neyin engel olduğunu belirle: Zamanı yanlış mı seçtin, çevren senden sürekli ulaşılabilir olmanı mı bekliyor, yoksa sen mi planını ilk fırsatta iptal ediyorsun?
Engel dışarıdan geliyorsa iletişim biçimini netleştir. Kendi kararından vazgeçiyorsan, ayırdığın zamanı daha küçük ve kolay korunabilir bir parçaya böl. Örneğin haftada bir uzun mola yerine her gün 15 dakikalık kişisel zaman daha uygulanabilir olabilir.
Kendine Alan Açmak bir kerede tamamlanan bir karar değil, tekrar tekrar yaptığın bir seçimdir. Bazen yalnızca kısa bir mola verebilir, bazen yardım isteyebilir, bazen de bir beklentiyi karşılamamayı göze alabilirsin. Sağlıklı denge, bütün sorumlulukları kusursuzca taşımakla değil, o sorumlulukların arasında kendine de yer bırakmakla kurulur.